Mısır Piramitlerinin Sırrı Nedir?

 Mısır Piramitlerinin Sırrı Nedir?

Dünyanın yedi harikasından biri olmakla beraber bugünlere kadar hasar görmeden ayakta kalmayı becerebilmiş tek yapı Mısır’daki Gize piramitlerinden biri olan Keops piramitidir.

Piramit görünümündeki yapılar yalnızca Mısır’a has değildir ve dünyanın farklı bölgelerinde de yapılmış örnekleri yer almaktadır. Ancak sayısı en fazla Mısır’da olduğundan bu bölgeyle özdeşleşerek ‘Mısır Piramitleri‘ olarak bilinmektedirler.

Piramitlerin, Firavun’un mumyası ile onun kıymetli definelerini ve o zamanın eşi olmayan sanat eserlerini saklamak için inşa edildiği sanılmaktadır. Ancak günümüze kadar hiçbirinin içinde herhangi bir mumyaya ya da defineye rastlanmamıştır. Dünya’nın yapılan ilk piramidi Sakkara’da olmakla beraber inşası milattan önce 2620 senesinde tamamlanmıştır.

İlk örnekleri basamaklı şekilde olan piramitlerin büyük kısmının inşası bitirilememiş ya da yapım aşamasındayken yıkılmıştır. Bu olayın ilk örneği milattan önce 2570 senesinde inşasına başlanan Meidum piramidi olup, 8. basamak inşa edilirken yıkılmıştır.

Mısır Piramitlerinin Sırrı Nedir?

Piramitleri yapan işçiler bu olaydan ders alarak çok daha yüksek piramitler inşa edebilmek adına tabanı mümkün mertebe geniş tutarak eşkenar bir geometri kullanmanın gerekliliğine inanmışlardır. Nil nehri çevresindeki Dahahur bölgesinde milattan önce 2570 senesinde yapımına başlanmış olan Bent piramidi, üçte ikilik kısmı bitirildikten sonra, önceki deneyimler esas alınarak eğim açısı hesaba katılmış ve yükseltilmeye devam edilmiştir.

Mısır Piramitlerinin Sırrı Nedir? 2

Bu teknikle milattan önce 2565 senesinde başarılı bir şekilde yapımı tamamlanan Bent piramidi çok daha güçlü bir yapıya sahip olurken, eşi olmayan bir görüntüye de kavuşmuştur. Bu tarihten sonra inşa edilen bütün piramitler daha ufak ve sabit bir açı ile yükseltilerek yapılmıştır.

Piramitleri Kimler Yaptı?

Daha önceleri piramitleri Mısırlı kölelerin inşa ettiği sanılırken 1990 yılında bir turistin bindiği atın ayağı bir çukura girer ve bu çukur esrarengiz bir yeraltı deposuna açılır. Burası piramit inşasında rol alan işçilerin ustabaşılarına ait olan mezardır. Kubbeli mezar olarak da tanınan bu kabir, duvarları işlemeli ve görkemli bir görünüme sahiptir.

Bu kadar hoş bir mezarın işçi sınıfındaki biri için yaptırılması, işçilerin tutsak olmadığının bir işaretiydi. İşçiler sabahları çalışıyor ve geceleyin de oradaki köylerde yer alan evlerine gidiyordu. Daha sonra bu alanda yürütülen kazı çalışmalarında 250’den fazla farklı mezar daha tespit edilmiştir. Ustabaşının etrafındaki kabristanlar seçkin işçilerin mezarları iken, diğer çalışanlar biraz daha uzaktaki toplu mezarlarda bulunuyorlardı.

Vefat eden bütün kişiler adına bir mezar inşa edildiği anlaşılan bölgedeki kazı çalışmalarında mezarların giriş kısımlarında çalışanların statülerini ifade eden hiyeroglif yazılar tespit edildi. Bunun dışında bu mezarlarda çalışanların küçük heykelleri ve sanat eserleri de bulunmaktaydı.

Aşağı yukarı 200.000 işçinin çalıştığı alandaki iskeletler tetkik edildiğinde omurganın inanılması güç bir ağırlığa maruz kaldığı anlaşılmıştır. Omurgaya binen aşırı ağırlık, piramit inşası sırasındaki taş taşıma işinin zorluğunu gösteriyordu. Bu denli fedakarlık ve çabayla inşa edilen piramitlerin yapımı için sayıda alışan bu bölgedeki şehirlerde yaşamını sürdürmekteydi.

Yürütülen kazı çalışmalarında fırınlar, evler, çömlekler ve çok sayıda tarihi esere rastlanırken, duvarlardaki hiyerogliflerde ne şekilde ekmek pişirildiği ve içecek yapıldığı gibi ayrıntılar çizildiğinden, dönemin şehir hayatı hakkında bilgi de edinilmiştir.

Gize piramitlerinde 15 milyondan fazla kireç taşı kullanıldı. Bu taşlar piramitlerden 300 metre uzaklıktaki bir taş ocağından çıkarılmış ve yine orada kesilip işlenerek hazırlanmıştır. Kazı çalışmalarında bu alanda taşların kesilmesi için gereken oluklu platformlar tespit edilerek çevresi kazılmaya devam edilmiş ve oldukça büyük bir taş ocağının yıkıntısı bulunmuştur.

Gize Piramitleri

Taş ocağından çıkarılan taş oranı piramitlerde kullanılan taş oranıyla aynıydı. Bununla birlikte piramitlerin inşasında kullanılan taş rampalar kil ve kireç taşı tozunun karıştırılmasıyla ortaya çıkan bir çamurla sıvanmıştı. Bu teknik çok sert ve sağlam bir yapı ortaya çıkarırken, küçük bir keski vuruşuyla da kolaylıkla koparak çözülebiliyordu. Taş ocağına denk gelindiğinde içi bu rampanın enkazı ile dolmuştu.

1954 senesinde Keops piramidinin güney tarafında bir kubbe tespit edildi ve kalıntılar tetkik edildiğinde burada bir geminin olduğu görüldü. Bu gemi, Mısır Firavunu Keops’un gemisiydi ve 13 yıl devam eden ağır çalışmanın ürünü olarak bütün parçalar bir araya getirilerek müzede sergilenmeye başlandı.

Senede 300.000 insanın gittiği müzede hepsi sedir ağacından üretilmiş dünyanın en eski gemisi hala sergilenmektedir. Daha sonraları aynı şekilde diğer firavunlar adına inşa edilmiş başka bir gemi daha tespit edildi ama bu gemi hasar almaması ve kıymetini yitirmemesi için yerinden dışarı çıkartılmadı.

Firavunların mumyaları bir mağara içindeki gizlenmiş bir mezarlıkta bulundu. O zamanın mumyalama yöntemiyle uzun yıllar sonra dahi hala suratları tanınabilecek bir halde kalmayı başaran 40’a yakın mumya çıkarılmıştır. Mumyalama işinin ne şekilde yapıldığı bu mezarlıkta duvarlardaki hiyerogliflerden anlaşılabilmektedir. Yalnızca karın kısmına bir elin sığabileceği kadar açılan küçük bir kesikten tüm organların çıkarıldığı ve iç kısmının özel yağlar ve baharatlarla sıvanarak doldurulduğu gösterilmekteydi.

O zamanın insanları vefat ettikten hemen sonra yeniden canlanacağını sanıyordu ve bütün varlığını mumyalama işi için saklıyordu. Zira canlandıktan sonra vücutlarına ihtiyaç duyacaklardı. Bu sebeple bir kişi ne denli varlıklıysa vefat ettikten sonra o kadar iyi muhafaza edilecek demekti. Fiyatı çok yüksek olan mumyalama işi yalnızca mühim kişilere ve varlıklı olanlar için yapılırken, fakir insanlar toplu mezarlara defnedilmekteydi.

Mısır Piramitlerinin Sırrı Nedir?

İngiliz astronomist ve matematikçi John Taylor bazı çalışmalar yürütmüş ve bulduğu sonuçlar Howard Vyse tarafından analiz edilmiştir. Bunlardan bir kısmı;

► Keops piramidinin taban çevresi yüksekliğinin iki katına bölündüğünde sonuç olarak pi sayısı çıkmaktadır.

► Kefren ve Keops piramitleri Doğu-Batı ve Kuzey-Güney sınırlarına o denli hatasız bir şekilde yerleştirilmişlerdir ki, o zamanın şartları hesaba katıldığında bu çok şaşkınlık verici bir durumdur.

► Keops piramidinin üçgen şeklindeki dört yüzeyinin toplam kapladığı alan, piramit boyunun karesine eşittir.

► Keops piramidinin boyunun 1 milyarla çarpımından çıkan sayı tam da Güneş ile Dünya arasındaki uzaklığa eşittir.

► Piramitler bir güneş saati görevi görmektedir. Piramitlerin Mart ayı başları ve Ekim ayı ortalarında yere düşürdüğü gölgeler, mevsimleri ve yılın uzunluğunu belirtir.

► Dünya’nın merkezi ile Keops piramidi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbu ile arasındaki uzaklığa eşittir.

Henüz bilimsel olarak ispatlanmamış diğer bilgiler;

► Piramitlerin içi yazın serin, kışın ise ılık olmaktadır.

► Piramit hangi firavun için yapıldı ise, onun odasına senede yalnızca iki kere güneş vurmaktadır. Bunlar onun doğum ve ölüm tarihleridir.

► Piramitin içine bırakılan süt birkaç günün ardından yoğurt haline gelebilmektedir.

► Piramitlerin içinde radar vb. cihazlar işlevini yitirmektedir.

► Piramit içine bırakılan temiz olmayan su, birkaç gün sonra arıtılmış su haline gelmektedir.

► Piramit içinde yer alan bitkiler hiç ışık alamasa bile normalden çok daha hızlı bir şekilde büyümektedirler.

► Açık bir yara, piramit içindeyken çok daha hızlı bir şekilde iyileşmektedir.

► Piramitlerin üzerinden geçen meridyen, deniz ve karaları tam olarak iki eşit parçaya ayırmaktadır.